Grigoriy Petrov tarafından kaleme alınan Beyaz Zambaklar Ülkesinde, Finlandiya’yı ve Finlandiya halkını konu edinen farklı hikâyelerden oluşan bir kitaptır. Eser bugüne kadar Bulgarca, Türkçe, Sırpça, Fince, Arapça gibi birçok dile çevrilmiştir ve okuyucusu ile buluşmuştur.  Kitap, Atatürk’ün okulların müfredatına konulmasını istemesi sebebiyle de Türk okuyucular için ayrı bir öneme sahiptir. 

Peki, bu kitabın özellikle Türkiye’de yankı bulmasının ve birçok dile çevrilmesinin nedeni nedir? Bu durumu anlayabilmek için öncelikle Finlandiya’ya gitmemiz ve Finlandiya halkı hakkında bilgi sahibi olmamız gerekmektedir.

Kitapta da Finlandiya hakkında uzunca bilgiler verilmekte ve ülkenin ayakta kalabilmesinin nedeni uzun uzun anlatılmaktadır. Kısaca bahsetmek gerekirse tam altı asır boyunca İsveç yönetiminde bulunan Finlandiya 1809 yılında Rusya’nın egemenliğine giriyor. Avrupa’nın kuzey ucunda bulunan bu ülkede iklimin sert olması, ülkenin taşlık ve kayalık arazilerinin çok olması ve toprağın verimli olmaması, doğal kaynakların da bulunmaması gibi nedenlerden dolayı Fin dilinde bu ülke Suomi yani “bataklıklar ülkesi” anlamında kullanılıyor. Kitap hem sosyolojik hem siyasi hem de psikolojik olarak birçok alana ve kişiye hitap ediyor. Toplamda on üç bölümden oluşan bu eserde kahramanlar ve kitlelerden, mücadeleden, Finlandiya’dan, Fin halkı için önemli olan Snelman’dan, din adamlarından, yönetimden, ailelerden, çocuklardan, köylülerden, önemi bir şahsiyet olan Papaz McDonald’dan gibi birçok kişilere ve konulara değiniliyor. Finlandiya’nın yükselişi ise birer birer bu başlıklarla anlatılıyor. 

“Her halkın içinden hem büyük şahsiyetler hem de aşağılık insanlar çıkabilmektedir. Bunlardan hangisinin iktidara geleceğini belirleyen temel etken halk kitlelerine hâkim olan ruh halidir(s.61).” 

Bu ruh halini Finlandiya halkı üzerinde gerçekleştirdiği gözlemleri ve araştırmalarıyla anlatan Petrov, Fin halkının azmini, mücadelesini ve vatan sevgisini okuyucuya başarılı bir şekilde aksettiriyor. Çünkü bu mücadele gerçekten de Finlandiya halkının da söylediği gibi: “Bizim kısmetimize bataklıklar ve taşlar çıktı, fakat biz onları işledik ve uygar bir ülke kurduk(s.71).” şeklinde gerçekleşiyor. Kitapta da bahsedildiği gibi akıllara şu soru geliyor. Bu başarının sırrı nedir?

Bu sır kitap boyunca anlatılsa da kısaca Snalman’ın da sözleriyle şu şekilde özetlenebilir:

“En büyük ilkellik – ülkede yaşayan her bir insanın sahip olduğu fiziksel, manevi ve zihinsel yeteneklerden faydalanamamak, bunu istememek ve bu konuda başarısız olmaktır(s.17).” 

Finlandiya halkının uyanışını, yoksulluktan kurtulmasını, refah bir topluma dönüşmesini anlatan bu eser yer yer kurgu ama sonucu itibariyle de oldukça gerçeği yansıtmaktadır. Kitap Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğu zamanlarda bu şekilde bir tecrübeye ihtiyaç duyulduğu için Atatürk tarafından oldukça benimsenmiş ve onun önerisiyle okul müfredatına eklenmiştir.  

Leave A Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.