İçime çektiğim her nefes göğüs kafesimi delip geçiyordu sanki.Benliğimi kaybettiğimi o an hissettim, bütün acılarım bir olup üzerime çullandı.Acı resmen saniyeler içerisinde vücudumla yekvücut olup beni kenara sıkıştırmaya başladı.Olabildiğince hızlı bir şekilde ayağa kalkıp var gücümle koşmaya başladım.Rüzgar saçlarımı seviyordu kulağıma fısıldıyordu,okyanustan üzerime zıplayan su tanecikleri vücudumu yakıyordu.Varlığımı yok etmeye çalışıyorlardı.Peşimden geliyorlardı.Hepsi birden beni öldürmeye çalışıyordu.Hava yavaş yavaş ağarıyorken,ayın ışığı vüdumu yalıyordu.Kafamın içerisindeki ses,beni öldürebilecek kadar güçlü bir ses ,kulaklarımı kesiyordu.Ve kendisinin benim tek ruhsal denge kurucum olduğunu düşünmeme sebep olmaya çalışıyordu,buna izin veremezdim.
Arkama baktım hala peşimdeydiler.Bırakmıyorlardı beni.Gitmeme izin vermiyorlardı, belkide istemiyorlardı.Ama kararlıydım biraz daha hızlandım.Sokağa kulak verdim. Ve on birdaha anladım ki ucuz kahkahalar gibi ucuz gözyaşlarının da müşterisi hala boldu.İnsanlar gülüyor bazıları ağlıyordu.O an yine kendimi kaybettim.Benimde onlardan bir farkım yoktu çünkü.
Kendimle yabancılaştığımı,koptuğumu, güçsüzleştiğimi ve kontrolu kaybettiğimi fark eder oldum.Dizlerimin bağı çözülüyordu.Kendi istekleri ile parçalıyorlardı vücudumu.Vazgeçtim o an bütün gerçekleri en temiz haliyle görmekten.İndirdim göz kapaklarımı usulca.Karanlıktı ilk iki saniye sonra ayın aydınlık gülüşü sıkıştı göz kapaklarımın arasında.O an durdum işte.Bunun kaçışı yoktu.Arkamı döndüm ve var gücümle bağırdım:
-Artık zamanı geldi,artık acı zamanı,artık şiddet zamanı.Kaçmıyorum gel beni katlet çünkü artık uyuyan insanların yataklardan düşmesinin yağmur damlalarının soğuk kokusunun yayılmasının,insanların ettiği;itiraf yeminlerinin,yalanlarının,acılarının,tehtidlerinin megafonlardan sokağa sızmasının vakti geldi.Artık edebi uykusuzluğun zamanı geldi .Gel beni katlet!
Yanımdan geçip gittiler dinlemediler bile beni.Sinirlendim kum tanelerini etrafa savurdum.Katledilme arzum kahkahalarımın biçimini gözyaşlarımın şeklini bozsada dudaklarımı dayamıştım sunduklarına birkez daha çünkü.Ve sonaermişlik bana doğru ilk adımlarını atmaya başladı.
Olduğum yere çöküverdim. Arkamı dönüp bakmaya yeltenemediğimden o an anılarımdan bir ev yapıp sığındım içine.Ve lanetlerinin üzerime şakladığı sürece onlarla bir olduğumu anladım.
Fark ettim ki içselleştiğim benliğimle beraber onların kimliğime eşleşmiş olan duyguluların dışa vurumu çok farklı artık.
Felçli gibi oturdum olduğum yerde,aynı karede…
O an fark ettim ki artık sadece geniş mi geniş bir çukur.Derin mi derin bir çukur,toprağın içerisinde bir oyuk istiyorum.Ait olduğum yerin orası olduğunu biliyorum çünkü.Artık herşeyin bitmesini istiyorum,filmin sonuna gelmek istiyorum.İçerisinde rol aldığım o film artık kopsun istiyorum!Öyle bir çığlık atayım ki dünya çatlasın istiyorum.Sekiz milyar insanın sağır kalmasını,o acı çığlıktan kulaklarını koparmalarını istiyorum.Sağır olmak istiyorum.Şeytanın sağır olmasını,meleklerin sağır olmasını,tanrının sağır olmasını istiyorum.Herşeyin bir harabe olmasını istiyorum.Benim gibi…
Beynim uyuşuyor artık.Kaçacak bir yerim kalmadı.Olduğum yerde kalakaldım.Tek düşündüğüm ölüm.Ölüm ve sonrası.
Ve kararımı verdim ,içimdeki sese izin veremezdim.O yüzden Artık kaçmadan sakince ölümü bekliyorum çünkü geçmişi tükürüp geleceği çiğnedim,bundan sonrasını ise edebiyen uyuyarak geçirmek istiyorum.
Ölmek istiyorum…

Leave A Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.